- Yanyanalik HuzuruSimdi ben nasil kendi kendime yazacam. Hep okunuyom gibi geliyor bana.Okunmussun sen zaten. Tilsimlisin. Muskalisin. Patates cipsinin en salcali halisin. Cunku basin agriyor. Cunku salcali patates cipsi diye bir sey diyebiliriz bas agrisini tanimlamak icin. Neden oyle? Gerek miydi? Degildi. Ruhunu mu kaptirdin? Daha birakmadin mi ama elinden mi kayiyor? Olur mu oyle? Olmaz. Hop,read
- ilkbahar götün tekidirParmağımın ucunu kestim. Dün yaptım bunu. Domates doğrarken yaptım. Sol el, yüzük parmağı. Sebebi dalgınlık. Ayıktım, tüm anlamda. Şu an bantlı. Evet, sarı bant. Güçlü olan bantlardan. Uçtan bir parça zaten. Kesilen kısmı yerine tutturup, üzerine bant. 2 milimetre olsa dahi parmağımın kısalmasını bende bu aşk oluşmuşken istemem. O haliyle çaldım bu akşam. Hatta buread
- kimartik kime yazdigimi biliyorum. sen de biliyorsun. sana yaziyorum. ama o sen kim. onu kimse bilmiyor, hic kimse; ben dahil. ama birine yaziyorum. bunun aciklamasini yapmak ile ilgili kurdugum cumlenin onune bunu koyuyorum. artik yok. bu tanri mi? ya da bir tanrica mi? no. degil. aradigim sey o degil. bilakis, yuzunu gormek istemiyorum kendisinin. girmeyeyimread
- _Tembelliğe düşünsel adım. Düşüksel cümleleri organımıza takmama zamanı. Alışkanlık haline gelirse, zihnin kendini tarif etme sistemi yeniden kurulabilir ya da belki yok oluşu, çözünme, daha beden mezara girmeden kurtçuklara yem olma sürecine girmiştir. Bir takım yerlerden buharlar fışkırıp duruyor. Çok güzel soğutucularım var. Soğutmak basıncı düşürmüyor. Basıncı düşürebilen kimyasallar ya da iradesel ayarlar, müdahaleler, manipülasyonlarread
- her şeyHer şey denen bir şeyler grubu var. Kapsamı her şey. Yani varsa bir konsepte yoksa kainatın tamamına tekabül edecek bir kapsam. ”Bir de her şey düzelir.” diye bir söyleyiş var. Buna tüm saftirikliğimle inanmakla birlikte; saftirikliğimi bir kenara bırakıp; neden bu inancı benimsediğimi... ...oku, anlatıyorum: Bir parça olarak bulunması itibarıyla tüm fiziksel ve tinsel varlığımızread
- NeBir saniye, şurada uzay gemisi tamir etmeye çalışıyoruz. Kolay görünüyor oradan her halde yer elmaları! Böyle güzel, sessizliğiniz. Şimdi bırakın, bir yandan şarkımı söylerken bir yandan da gemiyi tamir edeyim ve tabii ki bir yandan konuşayım. Anlatacağım tabii. Koca evren, kim dinleyecek, dinleyebilecek herkesten başka. Levyeyi uzat. Şşt! Ses yok, uzat levyeyi. Uzamıyor. Hmm, metaliread
- MAslında ne kadar çok dikkat edilmemiş sözcük varmış zihnimde. Ya, bir kere doğru gir şu konuya! Bence, bu gece, ben sinirimi senden çıkarayım. Sinirli miyim? Epey bir zamandır, her zaman. Sinirimizi kapıdan girmeden önce çıkarsak, olmaz mı? Olmaz. Çünkü o yarrak gibi bir şey, olmasa kafan çok rahat edecek ama atabileceğin ya da bir kenararead
- SahtekarGerçekimi... (grealivity) İlk defa bir şeyi anlatırken türkü uydurur, ağıt yakar gibi alakasız bir girizgah yapmama gereksinimi duydum. Belki de konuyu önceden düşünüp, başlığı belleyip, sonrasında yazmaya başlamak bunun için -çoktandır- var olan bir şeydir. Dışarıdan bir adam geçiyor; tanımadığım, görmek istemeyeceğim ve hatırlamak istemeyeceğim biri. Sonra bunları bir daha okursam hatırlamayayım. Olur? Deneriz. Birread
- SekmekMerhaba. N'aber? Bence bu gece her sey... Cumle yok. Yok bir sey. Hey! Kendim! Seni dinlemeye geldim. Ne, cit yok? Anlatsana, derdin nedir? Yok. Çalamıyorsun. Yazamıyorsun. Düşünemiyorsun. Evet, düşünememek nasıl bir duyguymuş öğreniyorsun. Düzeltelim. Düşünememenin yollarını buldun. ”kasıtlı cehalet”i öğrendin. Belli konularda düşünememenin bir yolu var. Bedava değil ve verimli bir yaratım yöntemi bulunmuş sayılmaz,read
- n'oluyo
- too muchben bir sey. ben? yine mi sen? hep sen, hep ama hep sen. ben? evet, sen. peki hangisi, ne, bunlarin? "seems like a touch, touch, too much" firtina gibi esebilecegim, ya da en azindan doya doya kendimi oyle zannedebilecegim bir gece acaba ziyan mi olacak? caliyorum. evet. soyluyorum. evet. yaniyorum. hem de nasil! peki banaread
- draftsloving, wishing to be the one to be blame... ungone. not given up but destinyless... right after their path is closed, forbidden... do you think it's easier chasing after a love which looks has only one who believes in it? no. even harder while believing it's not only that way. sometimes i think that's probablyread
- neverThat ship has sailed, and you're too hateful or proud to cry out to sail it back. Whatever... You know what... Love carries a courage, a blessing to the heart makes it brave, a gut comes along with it makes you alert n' alive to keep it, no matter what. I just hoped you've hadread
- aBu gece bir bok yazmak istemiyorum. Bir bok gelmiyor aklıma. Ya da sadece bok geliyor aklıma. Ama bok mu, artık anlayamıyorum da... Ayrıştıramıyorum. Yaşadığım ortamdan kaynaklı olabilir. Her şey süslü, herkes süslü. En çapaçul benim. Belki de bok benim. Belki de kalan herkes bok. Ya da görüntülerimizi siktir edersek; hepimiz bokuz. Başlık bok olsa daharead
- MrAre you avoiding me, Mr. Myself? No, she does not love you. Yup, actually she never did. Yez, no one cares about you any special. Just a few, just a little within normals. No, you're not even close to be a good artist; in none branch. You don't even need to shy about what'd youread
- |\|Bir an once kendimizi kaydedelim. Bu gece turkce. hepsi kucuk harfle. ilk iki cumle, acilis yillarinin otomatik torpillilerinden. onlar kodamanlar. zaten sen okuyacaksin, baska kimse okumuyor bunlari. ben de aslinda oyle istiyorum. icimde ne var ne yok, ne bok, ne kafiyesi bulunmasi zaten abes olurdusu, ne de ne var ise; herseyi gor. cunku ben seninread
- FBen burada, ne bileyim... Canim yazmak istiyor diye yaziyorum. Aslinda cok da guzel bir seyler yazmistim, hemi de uluslarasi anlasilabilecek ve her halukarda yine cok az kisinin anlama ihtimali oldugu olacak bir seyler... Sonra n'oldu? Dur, daha bitmedi... Bir seyi duzeltmem gerektigini hissediyorum. Sadece cok az kisinin anlayabilecegi olmasi iyiler tarafindan tercih edilecegini garantilemez. Iyilerread
- anAslında mesele anlamak değil, anlamaktan usanıp, artık arada canın istediğinde anlamak için okumak. Başka şeyler düşündüğünü fark et beni okurken. Düşündüğünü fark et. Hatırla. Benim ne yazdığım radyoda dinlediğin alelade bir program gibi olsun. Evet, radyo. Gözlerini tutan bir yayın ama kulakların senin. Ben beynin ve ruhun da senin olsun istiyorum. Çünkü, o kadar daread
- mum ve çamurateşten korkmuyorsan, gel yine mumlarla oynayalım. sevdiğin, sevip de en çok sevebileceğin adam seni hak edemedi. eyvallah. ömür boyu mahremiyet mahkumuyuz. amk, ona da eyvallah. belki de hala tek mağdur sensin. e, herhalde, di mi, yani... ha!! ...ona da eyvallah. benden hepsine, her şeye eyvallah. içim rahat, kafam rahatsız ama, gönlüm mandanın yattığı çamur gibiread
- aurabu akşam bütün meyhaneleri dolaşmadım. İstanbul'da da da da de ği lim. Kekeme olmak istersen bu çok kolay. Tüm korktukların başına gelebilir. Yeter ki korkmak istediğin şeyin yaratabilecdeği korkuyu öğrenmeye çalış. Evet, öğrenmek her zaman iyi bir şey değil. Ve bazı öğrenimler, elde bulunan ve belki henüz tarifini yapamadığın başka şeyleri götürebiliyor. Bazen bunun geriread
- JustBir güneşe yandım, güneş de bana yandı. Benimle karşılaştırılması bile abes olacak o koca kütle, benim hayatım ya da yangınım ile karşılaştırıldığında, sonsuza kadar yanmaya mahkum. Ben ise yandım ve bittim. Defterim kapandı ve o kadarıyla da yetinilmedi. Bundan sonra benden yakmak için hammadde bile olmaz. Olması için muhtemelen güneşin beni içine kadar alması gerekir,read
- fortuneI can swear yesterday we were both dying of missing each other.Well, I've already died more than several times already.
- sindirikBugün, dünden önce geliyor burada. Çünkü dün aşağıda, bugün yukarıda. Oysa devam etsem durmadan, yarın da aşağıda olur ve tarih böyle de bir şey olabilir mi? Biz guguklu saatlerin ibrelerini hep aynı yöne, hep kendine, kendi adını dahi verebilmiş yöne döndürüyoruz diye zaman hep böyle mi yapıyor? En azından zik-zak yapmıyor mu? Ben yine deread
- N360°First laid down, for one,Then trying for more, made also me upside down.When it’s decided to be given up,It stood after a full circle and raised us up. “Aslında ben de seni seviyorum.” Çünkü ben çok hayalci bir insanım. Hayaller güzel tutuyor içimi, gizli gizli. Yoksa, baksana dünyaya, bok götürüyor herkesi ve herkesin, her şeyini…read
- silence certificateUçuşan bir polen bile birilerini hapşırtıyor. Birkaç gün önce yazmışım ben bunu. ‘bile’ burada aşağılama. Değer miktarını belirlerken göreli hacimsel büyüklükleri sayıyoruz ve bu sonsuzluk içerisinde uzanan bir şey, yani -haliyle- kaidesiz olduğu için ‘manası adaletsiz’. Bu anlamda eşitlensek, daha doğrusu, dünyalarımız eşitlense. Yani -sadece- benim dünyam diye bellediğim yerküre ile onun büsbütün dünyasını, uçuşurkenkiread
- olsun be IIfrom: olsun be aslinda yazdim buraya ben ama anlami yok. cunku diyecegini caktirmadan zaten soylemis: “devam etmeli” birak bu behzat c havalarini canim. o oturdugun berjeri ben icat ettim. sana kimlik vermeye, anlasilir gorunebilmen icin bir biceme sokmaya calistim ama ise yaramiyor. cunku, tipki onun gibi, bir adim atmaya tenezzul etmiyorsun. senin adinin buyuk birread
- olsun besimdi, bu aksam, kimseyi siklememe zamani gercekten geldi desem. hakikatten yazsam buraya icimdekileri rahat rahat arkam donukken bu tarafa gecen yere, kesin birinin gelip bunlara kesik atacagi, resmini cekip sonradan okuyacagi tutar. belki de boyle olmasi gerekiyordur. belki bu dahi beni durdurmamalidir. belki kaderimde hakiki bir linc yemek ya da cigir acmak vardir... burada enread
- ifI’ve got many things left to say? No, I have not. Anything shapes into words seems useless, including life. Any difference you’re gonna create, make happen, let occur... Will be common, will be cloned, will get a chorus for the crowds. And that’ll only take a while, before it got useless... You’re not around. Whyread
- öldürdünüz aqEskisi gibi yazabilsem keşke. Gözlerim görmüyor ki. Bazı günler ve geceler gözlerim görmüyor. Bilmediğim ve tanı konmasını da istemediğim bir rahatsızlığım var. Gerçi yaşım gereği bir şeylerimin artık eskimesi ve bozulması gerekiyordu, di mi? Yoksa ben de kıllanacağım artık; yer değiştir, yöre değiştir, unut, unuttur ve tanışıldıkça sorulan sorulara yine yanıtlar ver ve yalan söylemekread
- about "the handmaid's tale"insanların içgüdüleri ıle taşşak geçerek insanlık ve eşitlik dikte etme üzerine bir ton ‘masraf’ edilerek yapılmış SİKKO bir dızi. müsvette. acılar ve zorla sikmek ve sikilmek... zavallı bir sistemsiniz ve karşı olduğunuza hizmet ediyorsunuz. - season 4, episode 10 - edit: an insist of killing hopes for being a human which has an intention toread
- I'll Stand CorrectedI’m sorry but it was blue. We were blue. I’ve got brown/black. You said they’re green and I looked... Actually I tried to look and see the colour you’ve got in your eyes. But it’s difficult to see when you blind me with your smile. But I believe you. There’s no other chance with thatread
- blue'sYes, I’ve forgotten. Still can’t recall and i feel sad about that. Guilty as charged. Though I will always remember the white lights surrounding our looks that day: Two-way white clouds highway, with blue beams carrying the warmest smile I’ve ever happened to see. I never thought I’d be able to return a genuine smileread
- noit’s raining.