First laid down, for one,
Then trying for more, made also me upside down.
When it’s decided to be given up,
It stood after a full circle and raised us up.
“Aslında ben de seni seviyorum.” Çünkü ben çok hayalci bir insanım. Hayaller güzel tutuyor içimi, gizli gizli. Yoksa, baksana dünyaya, bok götürüyor herkesi ve herkesin, her şeyini…
Yalan değil. Ne ben yalanım, ne de söylediklerim.
Çalan tarzı sevmiyorum. Ama sözleri -ister istemez- dinliyorum ve kimin söylediğini, kim için söylendiğini, kimin çaldırdığını ve saireyi bilmiyorsam da; sen söylüyormuşsun gibi düşünüyorum.
Yok be, ne hayalperesti. Ben hayallerime tapmıyorum ki; bilakis, ben onlardan yararlanıyorum. Biraz hicap duyuyorum ama kimselerden değil, bizzat kendilerinden… Beni bağışlıyorlar. Çünkü mutlular. Çünkü, gerçek olduğu düşünülen ve beşeri mutsuzluktan boğulmamanın imkansızlıklarının sayısını belirleyen dünya bataklığından nefes alabilmek için çıktığım yer mutlu bir yer olmalı di mi? Mutlu olmayan bir yerde bir başına nasıl mutlu olayım?
Bunu, bölündüğüm için burada bitirmek zorunda değilim. Hiçbir şeyi de bitirmiyorum. Ben bitirmem. Bitirseydim, yaşlanmıştım.
Daha çok şey var.