simdi, bu aksam, kimseyi siklememe zamani gercekten geldi desem. hakikatten yazsam buraya icimdekileri rahat rahat arkam donukken bu tarafa gecen yere, kesin birinin gelip bunlara kesik atacagi, resmini cekip sonradan okuyacagi tutar. belki de boyle olmasi gerekiyordur. belki bu dahi beni durdurmamalidir. belki kaderimde hakiki bir linc yemek ya da cigir acmak vardir...
burada en son oturdugumuz zaman, onun oturdugu yerde oturuyorum. ketumlugunu -tabii ki- birakmadan, o da, istedigi zaman (kendime hatirlatma). bunu dusunerek oturmadim. uzak kiyida kalayim herkeslerden, ruhlari biraz rahat etsin. abuk subuk bir saskinlik goruyorum yuzlerinde ve benim kafamda yazdiklarim dogru ise, biraz uzak kalmakta yarar var.
peki neler yazdin?
- bos ver.
geleyim baska bir konuya... gereksiz cumle. bir kere dogru degil. arkasindan da bir suru gereksiz cumle yaratan cumle. kendisi olmasaydi bu cumlelere hic gerek olmayacakti. bu dusunce yapisi kim tarafindan elestirildigimi hala hissettigim icin mevcut. evet. aynen. o.
sanki ona bir sey diyecektim, sarkilarin arasinda dolasirken ve o yuzden buraya geldim. tum b12’sizligimle konuya hakim olsam da, zihnimden gectigi andaki gibi ifade edemiyorum icimdekileri. konu, o, yani aslinda sen. sana sesleniyor olunca boyle oluyor.
diyecegim neydi, her zamanki gibi cok uzatmadan desem de inanmayacagin ve inanmamakta hakli olacagin gibi... evet. uzatiyorum. artik herkese, her seyi uzatiyorum. uzamaktan inceldim. kopuyor bir yerlerim ve yerlerine yenileri cikiyor mu bilmiyorum. ben de boyle olsun istemiyorum. 24 saati bunlar ile hallesememis biriyle gecirmenin zorlugunu... evet... bunu biliyorum. sanirim bunu teslim edersin bana.
ben derdinin en buyuk derdi benim.
ve bunun kroniklesmesine en buyuk sebep, bana dert olan ben ile ilgilenmek yerine baska bir seyleri dert ediyorum.
kaciyor muyum? kacsam ne olacak, hemen ensemde, her zaman. cunku o kendimim.
fakat dert “ettigim” ne?
bunu da bilmiyorum aslinda. belki ikisi bir arada bunlarin. belki ensemdeki “ben derdi” bunun icin yirtiniyor ve arkami donup, ellerimi kaldirip, “tamam, tamam! ama o sopayi birak! ok?” demeliyim. belki de gercekten, ama bos bos degil, kendimi bir evire cevire sopalamam gerekiyordur.
fakat, nereyi sopalarsam akillanirim bilmiyorum ki. bunu da denemedim mi? her yerim yara bere icinde, bitkinim, dayak yemisten beter uyanip, butun gun yedigim dayagin nedenini anlamaya calistiktan sonra bir dayak daha yemek icin uyaniyorum.
uyandigimda bazen rahatliyorum. anlamis hissediyorum her seyi. sonra kahve geliyor; ve sigara...
gun ne kadar da guzel basliyor bazen ve bazen uyanir uyanmaz illetler basiyor ve o gunu basima bela edecegine yemin etmis o illetleri def etmem gerekiyor. sabah sabah, daha afyonum patlarken cekilecek is mi bu? ustelik deniz de kokuyor ve galiba baska kahve kalmamis. essek kafam.
bak nasil kaciyorum. bak nasil uzatmaktayim yine.
aslinda, ben, bana karsi epey sabirliyim. takdir etmiyor degilim. hemen vazgecen derlerdi bana mesela. mizac di mi bu? kolay degismez, hatta hicbir zaman degismeyecegine inanir bircogu. ama degistigini ispatladi. vazgecmedi.
yerimde kim olsa vazgecerdi. sen vazgectin mesela. benim icin onemli olan bu idi.
cunku inandigim bir sey vardi, hala isiyor. oyle duruyor rahatsiz etmeden. berjere oturmus. kalbimdeki odalarin duvarlari dokuk. rutubetli degil ama boyalar sokuk. renkler soluk. koyu kirmizi oda, kirmizi degil artik, anadilimde telaffuz etmeyi beceremedigim renkte. daha guzel aslinda. bir de yansimasiz, golgesiz bir gun aydinligi var. bulutlu olmadigi halde huzurlu.
o, orada. berjerde. bazen iciyor, bazen ayik. benden cok farkli; tutarli ve istikrarli. uslu da aq. evet, beni cildirtmaya da calismiyor. ama vaz ‘da’ gecmiyor.
bu karakterler var ya, gozlerinin uzerinde gezinip durdugu... onlar yine onun pasif direnis gibi hallerinden. hinzir, bazen kanima kafa yapici bir madde karistirdigini falan dusunuyorum. belki de hormonlarin, enzimlern kontrolu ile ilgili anlasti bunyemde bir yerlerle; ya da hepsiyle... yaninda cevirmeli bir telefon da var, kimle konusur, neler der bilmiyorum. bana dosdogru sesleniyor ve diyor ki “en azindan sabir ve dua etmektesin.” ahah! buna kim inanir? bence sen inaniyorsun buna su an.
diyor ki:
-- devam etmeli --
to: olsun be II