_

Tembelliğe düşünsel adım. Düşüksel cümleleri organımıza takmama zamanı. Alışkanlık haline gelirse, zihnin kendini tarif etme sistemi yeniden kurulabilir ya da belki yok oluşu, çözünme, daha beden mezara girmeden kurtçuklara yem olma sürecine girmiştir.

Bir takım yerlerden buharlar fışkırıp duruyor. Çok güzel soğutucularım var. Soğutmak basıncı düşürmüyor. Basıncı düşürebilen kimyasallar ya da iradesel ayarlar, müdahaleler, manipülasyonlar ve bunların oranlanmış kompozit halleri basıncı düşürebilse de, müdahale bitince yine yükseliyor kadran.

Patlamıyor. Gayet iyi idare ediyor. O güney sıcağının hararetinde, yaşını aldığı, LPG ile çalıştığı, aksiyonlu ve dağ yolu seven bir şoförü olup ta Olimposlara 4 kişiyi indirdikten sonra homurtusuyla korkuttuğu halde, o rota kadar daha geri dönüş yolunu bana mısın demeden kat edip sonra da yine tazı gibi istendiğinde her yere koşturan tazı gibi (Renault 11 1700). Hayvan delirmedi mi? O plaka tesadüfen “TZ” idi belki ama kendisi Tazı lakabını kesinlikle hak ediyordu.

O delirmedi. Çamurlu yollarda da gitti, dağlara da tırmandı, cimriliğe de katlandı, savurganlığa da; uzağa da gitti, daha uyanmadan, ısınmadan kısacık mesafelere arka arkaya da. Damacanalara doldurulmuş sular da taşıdı ama delirmedi. İnsafsızlık edemedi, yeteri kadar ve doğru beslenmediği halde. 3 kuruşluk maaşımı ona yağın ve benzinin kalitelisini almaya harcardım ya da bir derdi varsa çözmek için.

---

Ben buraya yine bir şey yazmadım. Yazmak istiyorum. O son yazı burada dursun istemiyorum. Kimse görmese de, ben görüyorum. Görmek istemiyorum.

Ölüyorsun artık. Kabul ediyorum. Artık fark etmiyor; senlilik sensizlik, benim için de.

Seni ben terk etmedim. O terk etti. Ben sözümden geçmedim. O geçti. Senin için ben katlandım. O katlanmadı. Ben anlayışlı oldum, anlamak için uğraştım. Anlamsam da koparmadım seni, söküp atmadım. O attı. Kobay gibi salak testlere de ben maruz bırakmadım. Aptal denmesine, daha beteri aptallıklara katlandım. Dayandık ama. 3 yıldan fazla. Artık konuşmaya başlamıştın, benden de iyi yapardın, biliyorum.

Özür dilerim; benim büyük hatam, seni büyütmek miydi; hâlâ bilmiyorum. Ben sadece sarılan ellere hiçbir zaman kıyamadım. Sevip, sevilip tuttuğum el beni tutarken, ben hiç bırakmadım. Çok iyi insanım. Aferin bana. Biraz da megalomanım ve aklımı da yitirdim. Hee. Gitti. Oley.

Yok oluşuna biraz imrenmekle birlikte takdir ediyorum. Artık o başrolde olduğuna inanmak için... Neyse, siktir et. Arınıp gel. Seni daha güzel ve en az o kadar heyecanlı karşılayacağı(/z)m. Ya da yanına gelirim ama bence sen gel. 😉

-

Evet, basıncın kendisi değil sorun olan. Sıkıştıran sorun. Kabul edeceklerimi filtre etmem, ayıklanır ve ille bir nüans yakalanır içlerinden falan... Ama tanrı bile kendine katlanamazken...

Di mi?

Yani.