öldürdünüz aq

Eskisi gibi yazabilsem keşke. Gözlerim görmüyor ki. Bazı günler ve geceler gözlerim görmüyor. Bilmediğim ve tanı konmasını da istemediğim bir rahatsızlığım var. Gerçi yaşım gereği bir şeylerimin artık eskimesi ve bozulması gerekiyordu, di mi? Yoksa ben de kıllanacağım artık; yer değiştir, yöre değiştir, unut, unuttur ve tanışıldıkça sorulan sorulara yine yanıtlar ver ve yalan söylemek isteme ama söylesen bir türlü, söylemesenn bir başka...

Tabii ki, tastabii ki... Sana yürüsem olurdu di mi? Çünkü neden? Çünkü sana genç görünüyorum, o yüzden... Şayet kel olsaydım ve önünme dikiz aynası gerektirecek kadar göbeğim olsaydı? O zaman ‘seninle’ flörtleşmeye yeltenseydim muhtemelen yüzün şu ankinden daha da ekşi olurdu. Arkamdan da alay ederdin. Hele bir de şu anki gibi meteliksiz olsaydım... O zaman ben bir ”yoktum” zaten.

Biliyor musun, senin gibisini çok gördüm ben. Münasebet bile kurmama gerek olmadı. Olduğunda da kaçtım. Hayır hayır, taptaze, çıtır çıtır olduğun zamanlarda da. Bugüne kadar Tina Turner’ın beyaz oğlu gibi kalmış olmam bu sayede oldu belki, kimbilir... Belki, belki öyle değil.

Eee? Kafam öyle değil yani. Aradığım kendinde ve herkeste olduğunu zannettiğin değil. Biraz da sorun bu yüzden. Bunu açmayı isterdim. Gerçekten. Ayan beyan söyleyebilirdim. Söyleyebilirim de. Ama aslndan başka her yere çekileceğinden eminim şayet açarsam.

Çünkü: Hiç ama hiçbir şeye açık olamadığınız yıllarla kanıtlı. Sen, yani sizler; boşluk olsaydınız daha iyiydi şu anki dünyanın sizlerin eseri olduğunu göz önünde bulundurursak. Kısa vade sayılabilecek siktiri boktan hayatlarınızı ve yine aynı vadede yaşamakta olan yakınlarınızı öyle bayağı bir bencillikle ve hep işinize gelecek şekillerde yönettiniz ki her şey bombok oldu. Memnun musunuz? Değilsiniz tabii ama bir yolunu bulmaya devamm ediyorsunuz, öyle di mi?

Bir de... Sizler yaşadınız be. Ben yaşayamadım. Yoksa doymuş olurdum. Çikolatamı da bitirmezdim ben mesela. Ağırdan alırdım. Belki o yüzden obez olmadım. Belki trafikte ya da tatil yollarında götü büyütebileceğim rahat koltukları olan bir arabam hiç olmadığı, onun yerine lakap alacak kadar bisiklet tepesinde dolanıp durduğum için belki. O da genç biliyor musun? Evet, o da yaşlanamadı; binlerce kilometre yol gitti, ama hala masmavi.

Ben aşklarımı da tüketemedim mesela. Sevdiğim ile amcaoğlu kıvamına girmek istemedim. Tabii ki boka sardı hemen hepsi eninde sonunda ama Tom Robbins bile aşkı kalıcı kılmayı öğretememiş; bana mı kalacaktı?...

So, I see why I’m not welcome here but that reason is false. And if there’s something could I be wearing on my humble being having an adjective leading the way with a cane shaped ”L” letter in the middle would only be about my weariness about ”explaining”. I could save some energy and you could use some to see it yourself. But I know, even reading is tiresome for you. And you’re not young. And you also did not when it was a little less ”less” trendy.

I’m not ”oLd”, you are.

But you’re killing me. You’ve got that, just like you all have been killing love.

Kendi doyumsuzluklarınızı doyurabilecek bir mideniz yok, folloş olmuş. Bu yüzden taş yediriyorsunuz bana.

Bunu ruhunuzun bağlı olduğu yer biliyor. Ben de biliyor ve görüyorum.

Ama taş yiyorum.

Alışıp, zevkle üzerine bira yudumlayabilecek kadar.

Evet, ben de bencil bir köpeğim. Görebilen bunu da görür.

Çok şeyi fazlası ile hak edebilmeye neredeyse hazır, koca kafalı bir bünye ile doğup, mani olacak tüm toksikliğe maruz kalan bu -kendince- birinci tekil şahıs, altı boş egodan öte bir ışık yaymıyor gibi di mi?

Ama çok güzel Bir yağmur var, su serpiyor ruhuma: Bugüne dek kendimden başka hiçkimseye zararı olmadığına gönül rahatlığı ile yemin etmeden önce aldığım nefesin gayet dürüst olduğunu biliyorum.

Sana ya da başkasına oyun oynamadığımı, aslında sadece birlikte oynamayı sevdiğimi biliyorum.

Anlaşılmadığımı, anlaşılamayacağımı ve sonsuz yalnızlığa hazır olmam gerektiğini...

Ne bileyim, galiba bir şeyler biliyorum. Ve sanki yanımda benim gibi bir salak olsaydı çok daha iyi olurdu gibi geliyor.

Ama o salak sen değilsin.