Z

Bugün ikinci mi olacak? Evet. Konu var mı? Yok.

Bir şeyler manasızlaşırken başka şeyler anlamlanıyor. Ayık kafayla yazmayı sevmiyorum. Bir şeyler yazacaksam bu kafa, kendiliğinden olsa dahi dansetmeye başlayacak; kalıp gibi durmayacak öyle.

En iyisi dadaizmin içinden geçeyim. Akımın adını beyan ettim ama; o, öyle, olmayacak. Çünkü o kalıpsızlığın da bir kalıp olduğundan girer, sonra onun da kalıbına sıçar sonra da ‘Niye kimse anlamıyor!’ diye sitem ederim. Bura benim yerim. Ederim.

Sen kendini anlıyor musun aq?

Bilmiyorsun.

Ne yaptığını da bilmiyorsun.

Şu an evet. Amaç da biraz bu.

Evet ama tam olmuyor...?

Yok. Olmuyor.

Bir de boş işler şu anda... He, amaç da buydu zaten: Arkaplandakilerin dumanaltı kıraathanesindeki harala gürelesinden dışarı çıkıp bir sigara içmek. Tabii. Aşırı mantıklı bu.

Sen birini seviyormuşsun galiba?

Hah! Geldi. İlle çıkacaksınız di mi ben dışarı çıkınca!

Sigara içelim dedik senle abi.

Siktirme abini. İçeride de içiliyor.

Çok dumanaltı abi. Abi hakkatten, sen birini seviyormuşssun galiba. O mu, hani vardı ya, adı şeydi...

Yok.

Ha, başkası mı?

Ya, benim böyle bir konuya şu an ihtiyacım yok. Nerede koli bantı?... Heh... Bantlayayım şunun ağzını ben giderken ötemesin. Bıktım içimde bana yamuk yapmaya bayılan, kimlik mi ne sikim, parçacıklardan.

Ben gidiyorum şu an. Şu ormana dalıyorum. Çam ormanına. Hiç sevmem ama zaten orayı geçeceğim. Orada olduğumu zannettsinler.

Lauren’i seviyorsun di mi abiii!

Senin ananı avradını skiim ben. Sizden kurtulsam 5 kat daha güçlü olurdum. Piyano başında bile rahat bırakmıyonuz lan beni, adi götler! Patlayayım da delirdiğimi herkese anlasın istiyorsunuz di mi!? Ağlatmayın lan beni artık! Yarım yüzyıldır, ben olgunlaştım, siz hala benim içimde taşşağınızı geçin. Nasıl çıkardın bantı? Elin kolun yok ki senin?

Salyam akınca yabışkanı gitti.

-

Bu defa arkadan doladım (bantı) ve arkadan dolandım (aklımın sikko kıraathanesi). Dünyanın en güzel çocukluğunun gizemli ve sonrası nereye gittiği belli olmayan ve yazın dahi baharın nemi buradaydı diyen yapraklarla dolu arka bahçe. Bir tulumba var, uzun kollu ve paslanmayan yerleri hala koyu yeşil olanlardan. Tanrım!... Hala su basıyor. Demek ki yılları geri ittirmeden suyu getirebilmişim. Ben demiştim ağaçlara izin verin, sularınız yine yükselir diye.

-

Az küfrediyorum.

...Ve ayık kafayla yazmayı sevmiyorum; zira, en azından; ilk cümleler bommmmbok oluyor. Bir de “z” harfi yan yatmışlık olabilir; ama doğrulmuşluk da...