Yaşadığım yerdeki insanları sevemiyorum. Daha, riyakar olmayanına rastlamadım. Ve aralarında yaşayabilmek için seni de buna zorlayan, hastalıklı bir yapıları var. Yoksa yalnız kalmaya mahkumsun, şayet onların dilinden anlayan güçlerin yoksa, içe kapanman ya da tamamen yalan olman için işten değil.
Ben buna göt korkusu diyorum; bildik anlamda değil yalnız: Bu, kendi götünden korkmak.
Bunlara çocukluğumdan beri itirazım var. Fakat tek başınayım. Bu memlekette tek başına hisseden milyonlardan biriyim, benden beteri çoktur belki ama vazgeçmemiş kimse göremedim. Neler olup bittiğinin farkına varıp “ben hangi yolun yolcusuyum ve neiçin yaşıyorum ve hak mı yaşadıklarım ve yaptıklarım?” diye kendine soran yok. Hemen herkes, kendi ve yakın çevresinin basit çıkarları için neredeyse bedavaya bıraktıkları ahlakının sesini duymaz halfe. Hatırlatılma ihtimali yaratanlar, hatta sadece bunu hissettirecek olanlardan sakınılıyor ya da kendi vicdanından korkup birbirine tutunarak bok çukurunda mutluluğu “yaşayanlar” birliği hemen toplanıp ufak ve eğlenceli ve de bol dedikodulu aforoz şenliklerini dūzenliyorlar. Son karar, ghosting ile yalnızlaştırarak idam. Söz hakkı? “Aaa, zaten çok bile konuştu. Ağaç falan dedi. Gölge yapıyor ve manzarayı kesiyor. Şehir içinde orman mı olacak?! Arabamin ūzeri kuş pisliği oluyor, ne yapacam, kestireceğim tabii. Ve arsamda, nasılsa benim çocuklarım olmadıkları için kazık gibi kira saplamalık yeterince 1+0 göt içi yok, mūteahhite verdim, bir beton dört duvar daha eklenebilsin diye kesti.”
Aç mı kaldınız?… O duyguyu hiç yaşamadığınız o kadar belli ki…
Evet, suratım 5 karış. Sempati hissettiğimde başka bir yere bakarken dahi duman edebiliyorum onu. Beni hiç tanımayan bile içimdeki öfkeyi seziyor. Evet, bu var; beceriksizce bir kalkan bu. Ben iğrençliği makyajla saklamayı benimseyebileceğimi pek zannetmiyorum.
Seni hissediyorum oysa. Ve bir şeyler geliyor senden bana ama bunu değerlendirebileceğimiz bir platform varsa bile orası değil.
Adım atabilecek takatim var. Ama yeni yıkımlar ve birikmiş öfkemin bana vereceği zarar... Bunu bilmiyorum. Yettiler ve sabırlı olduğumu duymaktan da sıkılalı çok oldu.
Sadece bir gülümseme yeter miydi? Evet.
Ama o bana gelene kadar milyon tane tantanayı aşması mümkün mü? Baş edebilecek misin ulaştırana kadar...
Buna dair bir emare yok.