88

Tarihi kendin atiyor olman iyi. Olumlu. Bu aksam biraz normal olmayan (Deli, biraz iddiali olabilir.) ne olacak ise, ne bekliyor ise, ne beklemedigini dusunuyor ya da bunu her ne icin yapiyor ise, umumi bir ortama atacak. Bunun bir gerginligi var. Kafa da biraz sey. Yani genelde sey zaten de, bu aksam sanki biraz daha sey. Evet, evet, bir yandan kuskulaniyorum, “Inceden aklimi yitirmeye baslamis olabilir miyim?” diye. Bir yandan da, bunun coktan oldugunu ve fark etmek icin gec kaldigimi dusunuyorum. Bir baska taraftan da, baska bir bagirti geliyor: “Korkularin onlar, siktir et onlari!” diye.

Aaa, baya(gi) bayaa mantikli seyler yaziyorum (lan). Kendi kendime sacmalamak olmayinca ‘backspace’ler de “Oh be!...” dediler, “...bari kayda deger bir seyler icin uzerime basiliyor.

Eh, abartsaydin. Silme tusu ve seni kaale almasi... Ay ne iyi yaziyorsun ya, nobel verelim mi? Istemezsin de sen onu, burun falan bukersin belki. Lan ne guzel cok sacmalamiyordum, yine kendi bacagima sikma sendromu basladi. Sacmaliyorum.

Neyse, ne diyecektim...
Bir sey mi diyecektim?

Bilmem.

Bulayim bir sey derken kulakligimi alasim geldi. Sanki gestapo kampindayiz (sanki...) bulundugum kafede sirenler caliyor gibi muzigin en az 3 kati volumde zil caliyor. yarak sepeti falan gibi bir sey herhalde. “Benden sattirmazsan musterilerinin kafasini sikerim!” demek istiyor herhalde. Sikiyor da, hakkini vermek lazim.

Ben bu aksam baska bir seye takildim. Baska bin tane sey var kafamda tasa edecek, her zaman da boyle ama... Bir nuans var. Ben bu 88 tus karsisinda, hicbir zaman aksini yapmadigim gibi, simarmaya basladim. Bir seyler cikarabiliyor olmaya basladim diye ve, tipki yazi yazmayi ogrendigim zamanlardaki gibi, simarip, okunmazliklar, zorluklar yaratmaya basladim. Karsilikli saygiyi en cok hak eden seylerden biri oldugunu dusunuyorum piyanonun. Cunku bana gore biraz, insan denen yaratigin evrendeki diger iletisim kurabilen yaratiklarla bir ozel toplanti yapacak olsa ve her yasayan gezegendeki yasayanlarin onde gelenleri kendi gezegeninde ortak zamanin “simdi” denen anina kadar “Bu bizim simgemizdir.” diyebilecegi kadar guzel birer yapitlarini koyacak olsalar, bence bizim gezegenin sunacagi sey piyano klavyesi olurdu. (piyano olursa da kuyruklusu).

Hem basamakli, hem cok ve basamaklarina ragmen cok ama sayisiz nuansli. Hicbir nsanin ve belki hicbir kainat mensubu halkin, dilleriyle soyleyemeyecegi seyler soyleyebiliyor; bir kisi, bir yaratik, bir varligin ellerinden... Ele ve ta oradan beyne bir seyler ogrettiriyor, ki o gune dek asla bilmedigi kesin olan seyler. Bunu kendisini onyillarca calmis, artik bu ‘enstruman’ ile kari-kocadan ote olanlara dahi, sayet istersen, yapmaya devam ediyor. “Bende bilmedigin, henuz hissetmedigin seyler her zaman olacak.” diyor; sayet sorarsan...

Tabii ki sen de ona ogretiyorsun. Aslinda, birlikte yeseriyorsunuz ve kivirabilirseniz cicek acabiliyor; yiyen olur ya da olmaz; meyve verebiliyorsunuz.

Bunu hic tadamadan yillarin tozlarini uzerine yuva yapip, kaybolup, parcalanip gitmis piyanolar da var olmustur yeryuzunde di mi? Oysa, “dandik” olani bile, eger sansliysa, orgazmin doruklarini yasayabilir, dokunan ellerin istek ve ruh guzelligine gore...

Iste, bu aksam; hata yaptigimda tuslara daha sert dokundugumu, calmaya calisirken nefes almadigimi (Kendimi sonradan izliyorum. Paylasmak da istiyorum ama utaniyorum.) arada “Bir dur!” dedigimde kendime, o zaman nefes alip dik durmaya basladigimi fark ediyorum. Bir de gozlerimdeki gizli karamsarligi. Onun ben ta amina koyayim. Hep hakli amina kodumun karamsarligi. La, bi dur, bir defa guzel haber ver, bir defa agzindan bize de tatli hissettirecek bir sey ciksin, olmaz mi? Yok.

Hiz, tamam. Hizlanma biraz azaldi. Kontrol edebiliyorum. Meger sallapati, kimseye bir sey sunma olasigili olmadan caladururken “speed king” olmusum. Bilmeyen vardir, belki, eski bir deyim olabilir artik: Bir sey calarken git gide hizlanan anlaminda. Icinde “king” var diye, kral bir durumu yok. Bilakis, tassak gecmelik bir durumu var. Ben o tassak gecilesi hale gelmisim, ama kendimi topladim. Yalniz metronoma hak ettigi saygiyi hala gosterebiliyorum diyemem. Henuz elde degil, bastan sona hatasiz gidemiyorum. Aslinda artik az biraz atlayabiliyorum, hatta bazen tatli varyasyonlar cikiyor gibi hissediyorum ve hatta notluyorum zihnime “Bunu boyle de yapabilirsin.” diye...

Ara vereyim. Hatta buraya kadar olan kismi “Gonder Ali!” yapayim. “Gonder Ali” bir script. Kendi kendime, kendi dokumanlarima yazdigim seyleri birkac tiklamayla buraya gonderiyor. Ismi gaza getiriyor galiba beni. Getirsin, siktir et. Belki genel varligimiza da daha cok saygi gostermek zorunda hissederim. Belki daha iyisi olur -benim icin de- ve saygi ve benzeri bir aradalik konularindaki bakis acimda eksiklikler, yamukluklar, gormemislikler, vardir. En azindan degerlendirme spektrumunun balonu biraz daha siser. Patlar gibi o balon, ele baktigimda, herkeslere baktigimda ve dunyaya bakabildigimde ama ben de akilsal her seyi hominigirtlak yutan biri olamam zaten. En kotu ihtimalle, bir sure sonra siciyorum ben boktan olani. Bunun icin sukur sahibiyim, varligima ve nedenlerine. Fakat bu her konuda kendilerini (yani aslinda her seyi) matah buluyorum anlamina gelmiyor. Yani. Iste. Oyle.