TaPışmak

Ama bu delilik...

Nedir o? Bilmiyorum. Bugün ve birçok günler hiçbir şey bilmemek istiyorum. Bu yok olmak değil mi? Öyle gibi.

İnsanları okumuyor olmak istiyorum. Ya da sadece ilk görüşte okuduklarımla kalsın istiyorum. Onlar için de aynısı geçerli olsun.

Karamsar mısın? Değilim. Karamsarlıklar içindeyim. Ama ben karamsar değilim. Olsaydım saf saf buraya yazıyor olmazdım. Bunların bir(er) işlev(ler)i olurdu. Anlaşılır bile değilim. Başkası olsa bir hale yola sokardı. Benim ise tek derdim...

Neymiş derdin Ali?

Ne bileyim aq. Ne istediğimi bile bilmiyor muyum? Yoo. Öyle değil. Gitgide bir şey istemiyorum ya da bir şeyler istediğimde bir süre sonra manasızlaşmaları yüzünden gevşetmeye başlamış olabilirim. Bu gece hiçbir konum yok mesela. Ama kimin sikinde? Hiç kimsenin. Kendimi darlarım. Eve gidip, sonsuza dek çalacağım, şimdilik çalmaya çalışmakta olduğum şeyi çalmaya çalışmaya devam ederim. Tabii uyumazsam. Uyurum herhalde. Belki itlik serserilik yaparım. Ya da her kalktıktan sonra neden izlediğimi kendime sorup durduğum dizinin ilk sezonunu izlemeye devam ederim. 15 yıl süren bir dizinin en son sezon ve bölümünü izledikten sonra ilk sezonunu izlemek enteresan aslında. İlk bölümlerde sesini kalınlaştırmayan bir Dean var. Her geçen bölüm biraz daha kalınlaşıyor sesi; daha erkeksi görünüp izleyen civcivleri arttırmak için. Amy Acker, Sarah Shahi falan var ilk sezonlarda. Basmışlar parayı o zamanın güzel cıvırlarıyla rating’i toplamak ve yakışıklılarımızı daha dikkat çeker hale getirmek için. Çok çakallar aq. Bir de millet bunları yiyor.

Yine de, aslında baştan epey naif bir dizi. Son sezonlar ile kıyaslayınca çok daha eğlenceli, tüm acemiliklere rağmen. Bir de şey var, bence Sarah Shahi olmasaydı o dizi kesinlikle bu kadar tutmazdı ve kadını yalnızca ilk sezon, ilk bölümde oynatmışlar (ya da oynatabilmişler). Bence bir ayıp var burada ama bunun da benden başka kimsenin farkında olduğunu zannetmiyorum. O kadındaki aura her hatunda bulunanlardan değil. Tabii but atmasyonlarımın bağlı bulunduğu kaynak yalnızca ve yalnızca neticem. Neticeme güveniyorum ama yüzünü burada eskitmek istemem. Olmadığım bir şey zannedilmek... Ona zaten amk hayatı alıştırdı.

Bir de şey var... Ne vardı. Bir şey yok muydu? Evet. Var. Ama nereden bilecen. Suratım ya salak, ya da asık ya da ikisi birden. Ya budala gibi ya da ne bileyim; olumlu olmayan bir şey gibi görünüyorum. Hayatımdaki iyi şeylerin hepsi evimde. Dışarıya çıkmama müsaade eden şeyler çok az. Herkesten daha zor çıkıyorum dışarı ama buradayım. Neden mi...?

Çünkü.

Ben umudunu yitirmeyi bırak, götüne tekme atmaktan usanmış ama bir türlü kurtulamamış bir salağım, o yüzden. Gitmiyor akodugum ve herhangi bir şeye yararı olduğundan hiç emin değilim. Aklımın havada olmasının en büyük sebebi ve çakıldığımda da umurunda değil. Yine çık, yine çık, yine çık....

Buradayım.

Çünkü.

Tapmak denen şey karşılıklı olmalı.

Çünkü...