Geldi.
Bunu ben ilk Aerosmith'den dinledim. Galiba bu adamın genelde kendi yaptığı, belki kendine göre sıçtığı, şarkılar daha 'yakalayıcı'. Bu da... Bu kendi şarkısı değil. Öyle hatırlıyorum. Bakayım... Haa... Ondan yakalamış beni... Evet. Şarkıyı seviyor muyum? Eh. Aradığım bir şey değil ama... Hayatımda yeri var.
Geldi.
Same Old Song n' Dance.
'Ben dedim sana.'
Yok. Bir şey demişlik yok kesinlikle. Desek de işe yaramaz.
Bu akşam piyanonun tuşunu tekmeledim. Klişe bir blogger olmak için çok iyi bir cümle olabilir bu. Neyse ki pratikte öyle bir şey yapmadım ama si bemol tuşu yine de böyle hissediyor olabilir. Ama, yaptığı haksızlık. O kadar itinalıyım hepsine karşı ve mi bemol'lerin yaşadıkları zulümlerin yarısını bile yaşamamışken arada isyan çıkarıp, daha parmak izimin çizgisi değer değmez tellerin üzerine rebound'dan inmiş Jordan gibi basması ne akıl alır gibi, ne de izan...
Olmaz. Ben de onun üzerine düştüm. İlk defa. Yapmamam gerek. Seri katil olmaya adım atmamam gerek. Şiddete başlamamam gerek, kendimi telkin etmeye çalışarak o tarafı sürekli hatırlatmamam gerek. Çünkü katiller böyle doğuyorlar. Canileşmek böyle başlıyor. Tetikleyicileri, hazırlayıcıları bambaşka olabilir, koşullar bam bam bam başka olabilir ama bu da tepkimeleri besleyenler ile ilgili gereken rejimi uygulamamak. Depresyondayken yemek yemekten başka bilememek gibi. O kişi de "Napayım, dayanamıyorum." diye inliyor kendini öldüresiye yerken.
Yok.
Nefret de yok. Yokluk da yok. Varlık da yok. Ben de yokum. Bir bok değilim. Evet, o şımarık pislik haklı. Gebereceğiz ve bizi hatırlayan olmayacak, kimsenin sikinde olmayacağız diyordu. Haklı.
Ben şöyle diyorum. Kimseler beni hatırlayacak olsa dahi, hatırlananlardan daha çok hatırlanmayı hak edecek ve dolayısıyla artı en azından benden daha çok hak edecek en azından binlerce insan telef olup gitmiştir bu yeryüzü denen yerde insanoğlu onlardan hiçbir şey edinemeden.
Bugünkü hâlimize baksana?
Sana yemin ederim bundan 100 yıl önceki köy kahvelerinde, bugünkü üniversite kantinlerinde geçenlerden çok ama derin ve anlamlı diyaloglar yaşanmıştır. (So, then, it's not the same old song n' dance but lamer.)
O zaman neden 'Get My Wings'? Napacam bu kadar seyrelmiş bir gökyüzünde bir çift kanadı? Artık hava işleri de artificial çünkü havaya senin, benim bir etkim olamıyor. Seyreldi. Atomların arası açıldı, çünkü onların sosyal yapısının da anası sikildi.
Nerede derinlik.
Nerede mi?
Yalanlarda.
Bak. Bak dostum. (Bok dostum). Bak aslanım (hassiktir sırtlan!). Bak koçum (kıdemli orospu çocuğu anlamında, k.o.ç.)...
Ben yarın yine salak olacağım. Kendime bile değil bu not, çünkü biliyorum. Bu beni hayata tutunduran şey. Bu benim seni çatlatacak kadar taze ve ama mal kalmama neden olan şey. Ben yarın yine salak olacağım ama o derinlik dediğin şey de artık "massive production". Bunu sana tarif etmeme bile gerek yok, çünkü iliklerine kadar bunu yaşayacak kadar içine doğdun sen bunun. Doğmadıysan da benden kötü olamazsın.
Şöyle bir karakter düşün. Korkak. Ama lejyoner. Her savaşa gitmek zorunda kalmış. Kalmış bir şekilde, kurcalama, bana hikâye yazdırma. Ama hepsini de atlatmış. Çünkü korkak. Çünkü o kadar korkak ki, bir yolunu bulup hep sıvışmış, saklanmış ve saklandığını, sıvıştığını da saklamış hayatta kalabilmek için.
Onun psikolojisini düşün.
Beceremedin. Biliyorum, bu satıra geçmeden önce düşünmediğini biliyorum (yanılıyorsam da sikimde değil). Bir daha düşün ve ben de yardım edeyim sana.
Er adam, cesur kişi bir defa ölür. Yani, bildiğin ölmek. Ölür, çünkü cesurdur. Hadi bir olmasın da 5 savaş olsun; ya ölür, ya madalyasını alır ve verir içkiye kendini (çok sağlamsa Mustafa Kemal Atatürk olabilir ama istisnalar kaideyi bozmaz.).
Diğeri? Korkak olan?
O, her gün ölür, sırf yaşamak için.
O orospu olur; cinsiyetinden bağımsız...
Galiba bir ince ayrımı var; zaten kendimi anlatırken oluşan bu tarifte bir farkım var ise o da şerefsiz olanında olmayışım.
Yoksa zaten sana burada anlatmazdım. Niye anlatayım?
Şerefsizlerle geçinebilsem, yalnız olmazdım ki. Ah! Arya gibi, ah! Nasıl istersen öyle ah! Neye? Şuna: Bu da cinsiyetten bağımsız.