|\|

Bir an once kendimizi kaydedelim. Bu gece turkce. hepsi kucuk harfle. ilk iki cumle, acilis yillarinin otomatik torpillilerinden. onlar kodamanlar. zaten sen okuyacaksin, baska kimse okumuyor bunlari. ben de aslinda oyle istiyorum. icimde ne var ne yok, ne bok, ne kafiyesi bulunmasi zaten abes olurdusu, ne de ne var ise; herseyi gor. 

cunku ben senin icini goruyorum. bugulu. yanlis dusunulebilecek kadar sisler, yamuk yumuk camlar arkasinda oluyor bazen. kendini saklamak istiyor; zaten orada bulunmus olana…

bu senin icin tum gucunu; elin, ayagin, ruhun, dilediginde jiletten keskin olabilen bakislarin, ruhun, atalarinin sana bahsettigi ve arkasinda tuttuklari tum sprituel gucler; hepsiyle; tum gucunu inkar etmeye adayabilecegin kadar haz etmedigin bir sey.

--

oynamaya daldim. "bana bana gel, gacma gozel". bir de bunu dinliyorum di mi… ne zannediyorum kendimi bile denmez. daha ucuk bir sey. deli desen… eh… onun da bir ic tutarliligi ya da bunyesinde haysiyeti vardir di mi?… ya benimki ne? meczup? olabilir, anlamini tam olarak bilmiyorum aslinda ama kulaga yakin geliyor.

her hey iseler… ben kendime bir bakiyorum; benden ne gitmis, hangi alisverisi yapmis bu bunyem bu olasi ithamlar icin… ne vermisim en cok… zarar? elbette!

en cok kime?…

baska?… yok, onu demiyorum. tabii ki benden sonra en cok sana. baska ne vermisim kendimden?

para? no. ben borclu cikarim. utanmaliyimdir belki de bundan. ne peki? yazmiyorum, belki dalga gecersin. gecmisligin var. smiley yok. koymayacagim.

ben konuyu unutmak istiyorum artik. yani, soyle: her zaman, her zihnimden iki cift laf cikmak istediginde dallar, govde ve budaklar ve kokler birbirine karisiyor yer ve gok calkalanmaya basladigi icin. takdir edersin ki burasi benim yerim ve simdilik istedigim gibi at kosturabilme hakkim oldugu icin bencilim, benden bahsediyorum; o bakimdan… (oysa seni iki gun sonrasindaki sabaha kadar dinleyebilirim. bunu 24'te birini kimseye yapamam. bir de uzatabilirim, cunku sen istedigin zaman sayfayi kapatabilirsin. sonra gelebilirsin. gelmeyebilirsin de… ozgursun. burayi bilmeme hakkina bile sahipsin, ki muhtemelen zaten oylesin de, ben her nedense… neyse. diyordum ki, icimdeki yer ve gok birbiri ile havada iki karga gibi kapisiyor; biri mavi bir kara kahve…

seni degil, konuyu… seni unutmak isteyip istemedigimi bilmiyorum. sanirim o duyguyla mucadele etmek yerine tepemde tepinmesine itiraz etmekten vaz gectim. bazen dinlemiyorum. fark edebilirsin buradan. bugun, yani simdilik, degil tabii.

bir de, beni anlamayin yazmistim ya; onun gibi bir seyler. oyle…

ne bileyim. canim sikiliyor. yani…canimi sikan cok sey var. sadece bu yazmak icin gelistirdigim arayuzde, yag gibi akiyor her sozcuk… bir seyler yapiyorum aslinda. bos mu isler… bakalim. cok gereksiz seylere kafayi takiyorum buralarda ben. cok gereksiz insan var ve her zamanki salakligimla (basit cikarlar uzatildiginda karsindakini iyi zannetmek… sikim hiyar diyene tuz alip kosmak da derler.) gec fark ettigim… ve gormek zorundasin burada onlari. karsilasmama sansin yok. bilakis, o gun kimi gormek istemesen o cikar karsina. ya da daha az huysuz bir kafayla (sayet oyleysem. galiba epey oyleyim ama bu her zaman, her sey  huysuzluguma mal edilecek diye bir kaide yaratmaz.) o gun kimi gormen, o insanla senin diyalog kivami, ayari, icin iyi olmayacaksa o cikar. her zaman gulumsemeni bekleyen basitler mesela. ya da boylarinin kisa oldugunu hissetmesinler diye alt basamakta durdugun icin sana burun kiviran tipler… ya da bunlar gibi mallar yuzunden suratin asik oldugu icin, hala gulumsemek istedigin ama gulumsemek yerine kusmayi tercih edecegin bir gunde oldugun zaman falan… 

insanin arada kendisini gormemeye de hakki olabilseydi keske. "bugun kendimle gorusmeyecegim; o da, ben de biraz dinlenelim." vay. guzel olmaz miydi? benim icin harika olurdu. ama oyle bir sey yapacagim anda telefonlarim calmaya baslar, "keske biri seslense…" diye yalnizliginin gurultusunden kacmaya yer ararken kimselerin ellesmedigi kanallarima bir seyler gelir "hop! yok oyle yagma. sana cilenin doldugunu beyan eden oldu mu bakalim. devam kocum. panigin biraz az gorunuyor, hemen kahve yapiyorsun! {[erase clipboard]; [reboot!]}"

  • bi kahve yapayim ya, ayikamadim ben bugun yine, n'oluyo amk.

yap tabii. ben bir sey anlatiyordum, neydi ya…

neyse, en azindan hic unutamadigim bir sey var… haaaaaa… simdi anladiim… demek ondaan… ben baska her seyi unutabiliyorum, unutturulabiliyorum diye seni silemiyoruum… anladim be sonunda.

e, ama neden…?

"cunku her sey yoluna girer. her sey onarilir. her sey guzellestiri(bam!)

-sus.

  • ben nedense bundan daha once bahsetmistim gibi geliyor zate(bum!)"
  • sussana aminakodumun!

gelir.

hep ayni seyleri yazdigimin dusunulmesi… bir de ben kendimi resetleyebilsem… alkol, muzik, acem sarmasigi… biraz. gozyasi… hic. insan rahatlar di mi? yok. istemiyorum.

neden?

"istemiyorum."

benim problemim ne biliyor musun? belki sormussundur. onu da biliyorsundur ya. kesin soylemisimdir. tekrar ettikce anlamsizlastigi halde tekrarlamisimdir.

ben caydim. gucsuzlugumu hatirladim. yakalamissin zayif yerimden, kime olsa aynisini yaparsin. izin alinmis. bunu herkes yapiyor. yapabiliyor.

ne guzel di mi?

ne kaldi yanina? sana ne kaldi benden, boktan olduguna inanmak icin zarara razi oldugun hatiralar disinda…?

istemedin.

ben de oyle istemiyorum. yani "istemiyorum"u istemiyorum. hic istemedim. yoksa seni ayarlardim. yoksa su yandakini de ayarlardim. ayarlarim. o kadar kafam rahat olsaydi.

ben, bayagiliga, hele de yucelttigim insandan ve sirf bu yuzden bana gelen bayagiliga gelemiyorum. belki de icimdeki yer-gok bu yuzden donenip duruyorlardir birbirlerinden limeler kopararak gagalasarak.

"anlasabiliriz." dedigi icin insani kucultmek. bagliligi yuzunden hor gormek…

sonra "uyan!". 

dun aksam "askitom en iyi ve canim arkadasim" ile seni yuzerken hayal ettik marmara'da; bana gelmek icin marmara'yi yuzmeye kalkismistin. o cok eglendi. ben de guldum epey. o dertlerinden bahsetti, ben dinledim (inanabiliyor musun?). sonra baktim, dertlerine care yok, kendi de biliyor. "neyse…" dedim, "en azindan benimki bana donecek. sukredeyim halime."

patlattigi kahkaha yuzunden balikci teknesi bir anda kokledi gazi, agi suya biraktilar da gittiler. sahil guvenlik geldi, epey bir spot tuttu bizim taraflara (caktirmadik), birkac aksamci, duvara isemek uzere tuttuklari cislerini altlarina kacirdilar, yan restorandakilerin yarisi hesabi odedi kalkti, kalanlari da telefonlarina sarildi, saniyorum yakinlarini aramaya basladilar. muhtemelen dut olmus bir dayi -nereden gerek duyduysa- oradan denize atlamaya kalkti, kafayi yardi.

daha gecen yil diktigim uzumun salkimlarina bir sey olmadi. oluyor sevince, dayaniyorsun. tam alti adet. ben sekiz demistim ama ona dememistim. o yuzden normal. her sey normal.